Kategori arşivi: Ödev

Bekir Yıldız Kimdir

Bekir Yıldız Hayatı

Günümüz hikayecilerinden. Bekir Yıldız Urfa’da doğdu. Matbaa­cılık Okulu’nu bitirince Almanya’ya işçi olarak gitti. Dönüşünde Asya Matbaası’nı açtı.

Hikâyelerinde Güney Doğu insanlarından yaşam kesitleri verdi. Bazı hikâyeleri senaryolaştırıldı ve filme alındı. Yazılarıyla May, Halkın Dostları, Yeni a, Yazko Edebiyat dergilerinde göründü.

Kara Vagon ile May Edebiyat Ödülü’nü. Kaçakçı Sahan adlı kita­bıyla da 1971 Sait Faik Hikâye Ödülü’nü kazandı.

Çeşitli yazılarını Yargılayan Zaman İçinden (1984) adlı kitapta topladı.

Başlıca Eserleri:

Sahipsizler (1971), Beyaz Türkü (1973), Dünyadan Bir Atlı Geçti ‘ (1975), Demir Bebek (1977), Halkalı Köle (1980), Yaman Göç (1983), Aile Savaşları (1984), Bozkır Gelini (1985), Kerbela (1986). Çocuk: Ölümsüz Kavak. Arılar Ordusu.

1933’te Şanlıurfa’da doğan Yıldız, İstanbul Erkek Sanat Enstitüsü’nü (1950) ve İstanbul Matbaacılık Okulu’nu (1954) bitirdikten sonra dizgi operatörlüğü ve öğretmenlik yaptı. Almanya’ya giderek Heidelberg Matbaa Makineleri Fabrikası’nın montaj bölümünde çalıştı (1962-1966). Yurda döndükten sonra İstanbul’da kurduğu Asya Matbaası’nı işletti (196-1981).

İlk öyküsü 1951’de Tomurcuk adlı çocuk dergisinde yayımlanan Yıldız daha sonra Yeditepe, May, Halkın Dostları, Yeni a, Yazko Edebiyat gibi edebiyat dergilerinde yazdı.

Konularını Urfa ve yöresinden alan öykülerin yer aldığı Reşo Ağa adlı kitabıyla tanındı. Öykülerinde Güneydoğu Anadolu insanının yaşamını, bölgenin töre ve geleneklerini, ağa-köylü ilişkisini, yörede yaygın olan kaçakçılık ve kan davası gibi konuları işledi.

Almanya’daki Türklerin toplumla uyumsuzluğunu iç çatışmalarını konu edindiği Türkler Almanya’da adlı romanı çarpıcı gözlemlere ve eleştirel bir yaklaşıma sahip olması bakımından dikkat çekti.

Süreyya Duru onun kimi öykülerinden yola çıkarak “Bedrana” (1974) ve “Kara Çarşaflı Gelin” (1975); Ümit Efakan, Halkalı Köle adlı romanından “Halkalı Köle” adlı filmleri yaptı.

Ünlü öykü ve roman yazarı Bekir Yıldız 8 Ağustos 1998’da İstanbul’da öldü.

 

Ümit Yaşar Oğuzcan Hayatı

Ümit Yaşar Oğuzcan Kimdir

22 Ağustos 1926’da Tarsus’ta doğdu. 4 Kasım 1984’te İstanbul’da yaşamını yitirdi. 1845′te Eskişehir Ticaret Lisesi’ni bitirdi. Osmanlı Bankası ve Türkiye İş Bankası’nda çalıştı. 1977′de İş Bankası Halka İlişkiler Müdür Yardımcılığı görevinde iken emekliye ayrıldı. İstanbul’da kendi adını taşıyan bir sanat galerisi kurdu. Bir süre yayıncılık yaptı ve Akbank Genel Müdürlüğü Krediler Servisi’nde çalıştı. Yaşamının son döneminde mizah dergisi “Çarşaf”ta mizah şiirleri yazdı. İlk şiiri 1942′de Eskişehir’de yayınlanan “Kocatepe” gazetesinde yayınlandı. Daha sonra Yedigün, Varlık, Büyük Doğu gibi dergilerde yayınlanan şiirleriyle tanındı. İlk şiir kitabı “İnsanoğlu” 1947′de basıldı. Zamanla geniş kitlelerin okuyup hayranlık duyduğu bir aşk ve ölüm şairi olarak tanındı. Şiirlerinde Faruk Nafiz Çamlıbel duyarlılığı görülür. 1973′de büyük oğlu Vedat’ın intiharından sonra “ölüm” temasına daha çok eğildi. Bazı şiirleri çağdaş sanat müziğinin popüler bestecileri tarafından bestelendi. En duyarlı ve yoğun aşk şiirlerinin yazarıdır.

ESERLERİ

İnsanoğlu 1947
Deniz Musikisi 1949
Dillere Destan 1954
Dolmuş 1955
Aşkımızın Son Çarşambası 1955
Bir Daha Ölmek 1956
Kör Ayna 1957
İki Kişiye Bir Dünya 1957
Karanlığın Gözleri 1960
Akıllı Maymunlar 1960
Seninle Ölmek İstiyorum 1960
Üstüme Varma İstanbul 1961
Sahibiri Arayan Mektuplar 1961
Yeni Dünya Rekoru 1961
Sevenler Ölmez 1962
Çigan Gözler 1962
Ötesi Yok 1963
Hüzün Şarkıları 1963
Bir Gün Anlarsın 1965
Sadrazamın Sol Kulağı 1965
Mihribana Şiirler 1965
Taşlar ve Başlar 1966
Biraz Kül Biraz Duman 1966
Avrupa Görmüş Adam 1967
Toprak Olana Kadar 1968
Göbek Davası 1968
Ben Seni Sevdim mi 1968
Halktan Yana 1969
Aşk mıydı O 1969
Önce Sen Sonra Sen 1971
Rubailer 1972
Yalan Bitti 1975
En Eski Yalnızlığımdır Aşk Benim 1978
Acılar Denizi (1977, seçme şiirler)
Dikiz Aynası 1982
Şiirle Kırk Yıl 1982
Yüz Yıl Yanarım Yanmayı Öğrendimse (1983, seçme şiirler)
İki Kişiye Bir Dünya 1983

Necati Cumalı Hayatı

Necati Cumalı Hayatı

Savaşı’ndan sonra Türkiye’ye göç ederek İzmir’in Urla kazasına yerleşen bir çiftçi ailesinin çocuğu olan Cumalı, Ortaöğrenimini İzmir Atatürk Lisesi’nde (1938), yüksek öğrenimini ise Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinde (1941) tamamladı. Ankara’da Toprak Mahsulleri Ofisi’nde (1941-1942), Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü’nde (1945) çalıştı, askerliğini tamamladıktan sonra Urla ve İzmir’de avukatlık ve memurluk yaptı (1945-1957). Daha sonra Türkiye’nin Paris Basın Ataşeliği’nde (1957-1959) çalıştı. 1959 – 1963 yıllarında İstanbul Radyosu’nda redaktörlük yapan Cumalı, sonraki yıllarda yaşamını roman ve oyun yazarlığı ile sürdürdü. 10 Ocak 2001 tarihinde İstanbul’da yaşama veda etti.
İkinci Dünya Savaşı yıllarında şiirlerle yazın yaşamına giren Cumalı, ilk şiirini Urla Halkevi dergisinde yayımladı (1939). Daha sonra yeni edebiyat anlayışını savunan dönemin tüm ilerici / yenilikçi dergilerinde yazmayı sürdüren Cumalı, şiirlerini Varlık, Servet-i Fünun – Uyanış, Yeni İnsanlık gibi dergilerde yayımladı. 1943 yılında ilk kitabını çıkardı: Kızılçullu Yolu. Aynı yıl askere giden Cumalı, terhisine yakın geçirdiği “zehirli sıtma” yüzünden hava değişimine gönderildi (1944), hem askerliğin hem hastalığın etkisiyle Harbe Gidenin Şarkıları adlı ikinci kitabını yazdı (1945).
Ankara’ya dönen Cumalı, Ulus gazetesinin sanat sayfası ile Varlık, Ülkü ve Ankara dergilerinde sürekli olarak şiirlerini yayınladı, bu arada daha lise sıralarındayken Sabahattin Ali’nin etkisiyle başladığı öykü yazarlığını da sürdürdü ve Ulus’ta her hafta bir öykü yayımlamaya başladı. 1945 yılından itibaren yazın’ın şiir, öykü, roman ve tiyatro türlerinin hepsinde birden ürün veren Necati Cumalı, zaman zaman deneme alanına da el attı.

Necip Fazıl Kısakürek Hayatı

Necip Fazıl Kısakürek Kimdir

26 Mayıs 1905’te İstanbul’da doğdu. Çocukluğu, büyük babasının İstanbul Çemberlitaş’taki konağında geçti. İlk ve orta öğrenimini Amerikan ve Fransız Kolejleri ile Bahriye Mektebi’nde (Askeri Deniz Lisesi) tamamladı. Lisedeki hocaları arasında Yahya Kemal, Ahmet Hamdi(Akseki), İbrahim Aski gibi isimler vardı. Necip Fazıl hocalarından en çok İbrahim Aski’nin etkisinde kalmıştır. Tasavvufla ilk tanışması da hocası İbrahim Aski’nin verdiği kitaplarla olmuştur.
Necip Fazıl Kısakürek, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nü bitirdikten (1924) sonra, Milli Eğitim Bakanlığı bursu ile gönderildiği Fransa’da, Sorbonne Üniversitesi Felsefe Bölümü’nde okudu. Türkiye’ye dönüşünde Hollanda, Osmanlı ve İş Bankalarında müfettiş ve muhasebe müdürü olarak çalıştı. Robert Kolej, İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi, Ankara Devlet Konservatuarı, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nde ders verdi(1939-43). Sonraki yıllarında edebiyata yönelerek fikir ve sanat çalışmaları dışında başka bir işle meşgul olmadı.

Necip Fazıl, annesinin arzusuyla şair olmak istedi (bunu düşündüğünde henüz 12 yaşındaydı) ve ilk şiirleri Yeni Mecmua’da yayımlandı. Milli Mecmua, Anadolu, Varlık ve Yeni Hayat dergilerinde çıkan şiirleriyle kendinden söz ettirmeyi başardı. Daha sonra Paris’e gitti ve dönüşünde yayımladığı Örümcek Ağı ve Kaldırımlar adlı şiir kitaplarıyla edebiyat dünyasında patlama yaptı. Necip Fazıl bu eserleriyle genç yaşta şöhreti yakalayarak, çağdaşı şairlerin önüne çıkmayı başardı. Edebiyat çevrelerinde hayranlık aynı zamanda heyecan uyandırdı. 1932’de Ben ve Ötesi adlı şiir kitabını çıkardığında henüz otuz yaşına basmamıştı.

Necip Fazıl için 1934 yılı hayatının dönüm noktası oldu. Çünkü hayat felsefesinin değişmesine neden olan ve Beyoğlu Ağa Camii’nde vaaz vermekte olan Abdülhakim Arvasi ile bu dönemde tanıştı. Ve bu kişiden bir daha kopmadı. Necip Fazıl’ın, üstün bir ahlak felsefesini savunduğu tiyatro eserlerini birbiri ardına edebiyatımıza kazandırması bu döneme rastlar (Tohum, Para, Bir Adam Yaratmak).

ESERLERİ

Sadece bunlarla kalmamaktadır, En tanınmış ve bilinenleri oldugu için bunları ekledim..

ŞİİR:
Örümcek Ağı (1925)
Kaldırımlar (1928)
Ben ve Ötesi (1932)
Sonsuzluk Kervanı (1955)
Çile (1962)
Şiirlerim (1969)

ÖYKÜ VE ROMAN:
Ruh Burkuntularından Hikayeler (1965)
Aynadaki Yalan (1980)
Kafa Kağıdı (1984)

OYUNLAR:
Tohum (1935)
Bir Adam Yaratmak (1938)
Künye (1940)
Para (1942)
Namı Diğer Parmaksız Salih (1949)
Reis Bey (1964)
Abdülhamit Han (1969)

MONOGRAFİ-MAKALE-FIKRA-ANI:
Birkaç Hikaye Birkaç Tahlil (1933)
Namık Kemal (1940)
Çerçeve (1940)
Son Devrin Din Mazlumları (1969)
Hitabe (1975)
İhtilal (1975)
Yılanlı Kuyudan (1970)
Hac (1973)
Babıali (1975)
İman ve İslam Atlası (1981

ÖDÜLLERİ:

1947 CHP Piyes Yarışması birinciliği Sabırtaşı ile
1980 Kültür Bakanlığı Büyük Ödülü
1981 Türkiye Milli Kültür Vakfı Kültür Armağanı İman ve İslam Atlası

Ahmet Hamdi Tanpınar Hayatı

Ahmet Hamdi Tanpınar Kimdir

Ahmet Hamdi Tanpınar, 23 Haziran 1901 tarihinde İstanbul’da doğdu.İstanbul’da Ravaz-i Maarif İbtidaisi’nde, Sinop ve Siirt rüşdiyelerinde, Vefa, Kerkük ve Antalya sultanilerinde öğrenim gördü. Baytar mektebini bırakarak girdiği İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nden 1923 yılında mezun oldu. Erzurum, Konya ve Ankara liseleriyle, Gazi Eğitim Enstitüsü ve Güzel Sanatlar Akademisi’nde edebiyat öğretmenliği yaptı, aynı akademide estetik ve sanat tarihi dersleri verdi (1932 – 1939). 1939 yılında İstanbul Üniversitesi’ne Yeni Türk Edebiyatı Profesörü olarak atandı. Maraş Milletvekili olarak 1942-1946 yıllarında Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bulundu. Bir süre Milli Eğitim Müfettişliği yaptıktan ve Güzel Sanatlar Akademisinde eski görevinde çalıştıktan sonra 1949 yılında İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’ne yeniden döndü ve bu görevde iken 24 Ocak 1962 tarihinde İstanbul’da öldü. Mezarı Aşiyan’dadır.

Eserleri

* Şiir (Şiirler, 1961; Bütün Şiirleri adıyla genişletilmiş olarak 1976, yeni basım: YKY 1999)
* Hikâye (Abdullah Efendinin Rüyaları, 1943; Yaz Yağmuru, 1955; Hikâyeler, 1983, Dergâh Yay. 2002)
* Roman (Huzur, 1949, Dergâh Yay. 2004; Saatleri Ayarlama Enstitüsü, 1962, Dergâh Yay. 2004; Sahnenin Dışındakiler, 1973; Mahur Beste, 1975, Dergâh Yay. 2003; Aydaki Kadın, 1987)
* Deneme (Beş Şehir, 1946, Dergâh Yay. 2004; Yahya Kemal, 1967; Edebiyat Üzerine Makaleler, 1969; Yaşadığım Gibi, 1970)
* Monografi (XIX. Asır Türk Edebiyatı Tarihi, 1949)

 

Atilla İlhan Hayatı

Atilla İlhan Kimdir

15 Haziran 1925 tarihinde dünyaya gelen şairin babası savcı Muharrem Bedrettin İlhan; annesi Emine Memnune Hanım’dır. Babasının emekli olduktan sonra avukatlık yapmak üzere İzmir’i tercih etmesi üzerine buraya yerleşmişlerdir.İlköğrenimini Karşıyaka Cumhuriyet İlkokulu’nda ve Karşıyaka Ortaokulu’nda bitirmiştir.

Nedim’in şiirlerini okuyan bir babayla roman okumayı seven bir annenin çocuğu olan sanatçı, kitaplarla iç içe bir çocukluk yaşamıştır. İlkokul üçüncü sınıfta ilk şiir denemelerini yapan sanatçı, ortaokul üçüncü sınıfta Nazım Hikmet, Şolohov, Gorki, Reşat Enis, Aka Gündüz ve Esat Mahmut Karakurt gibi sanatçıları okumuştur.
İzmir Atatürk Lisesi’nde birinci sınıf öğrencisiyken gizli örgüt kurma suçundan dolayı tutuklanmıştır. Olayın gelişimi ise şöyledir: Attila İlhan, o vakitlerde bir kızla mektuplaşırmış. Okul yönetiminin öğrenciler üzerinde yaptığı aramalar sırasında, kız arkadaşının defterinden şairin yazdığı aşk mektubu bulunmuş. Öğretmenler, mektubun içinde Nazım Hikmet adını ve şiirini görünce polise haber vermişler. Sanatçı, apar topar evden alınıp sorgulamaya götürülmüş. Uzun bir zaman cezaevinde kalan İlhan’ı babası hapisten kurtarmak için, Manisa Akıl Hastalıkları Hastanesi’nde oğlunu üç hafta kadar müşahede altına aldırmış. Ailesinin “Bu çocuk akıl hastasıdır.” söylemlerine karşın şair, suçlu bulunmuştur. Yaşı küçük olduğu için şairin suçu ertelenmiş; ancak Türkiye’de okuması yasaklanmış. Babasının uzun süren hukuk mücadelesi sonunda Danıştay kararıyla okuma hakkını geri kazanmıştır.

Öğrenim hakkını yeniden elde eden şair, İstanbul Işık Lisesi’ne girmiş ve buradan 1946 yılında mezun olmuştur. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ndeki öğrenimini yarıda bırakıp 1949 yılında “Nazım Hikmet’i Kurtarma Komitesi’ne katılmak için Paris’e gitmiştir. O yıllarda kitapları yasak olan Nazım Hikmet’in şiirleri el yazmaları şeklinde elden ele dolaşmaktadır. Attila İlhan’ın da büyük hayranlık duyduğu şairin “835 Satır” şiirini, “Gece Gece Telgraf”ın çoğu şiirlerini, “Benerci Kendini Niçin Öldürdü” ve “Taranta Babu’ya Mektuplar”ın önemli bir kısmını, “Kurtuluş Savaşı Destanı”nın hemen hemen tamamını ezberlemiştir.

1950 yılında Paris’ten dönen İlhan, Gerçek gazetesinde çalışmıştır. Bir çevirisi yüzünden kovuşturmaya uğrayan şair, 1951 yılında tekrar Paris’e gitmiştir. 1952 senesinde yurda dönüş yapan Attila İlhan, “Bobstil ve alafranga” olarak adlandırdığı Garipçilerin karşısında yer almış ve 1954-1955 yıllarında yayımlanan Mavi dergisinde topladığı genç şairlerle beraber bu akıma karşı eleştiriler yapmışlardır. Vatan Gazetesi’nde sinema eleştirileri kaleme alan şair, Ali Kaptanoğlu takma adıyla senaryolar yazmıştır. “Yalnızlar Rıhtımı, Ateşten Damlalar, Rıfat Diye Biri, Şoför Nebahat, Devlerin Öfkesi, Ver Elini İstanbul, Sokaktaki Adam” bunların birkaçıdır. 1962-1965 yılları arasında Paris’te yaşayan İlhan, 1965-1973 yılları arasında Demokrat İzmir Gazetesi’nde genel yayın müdürlüğü ve başyazarlık yapmıştır. 1968 senesinde Biket Hanım ile evlenmiştir. 1973-1980 yılları arasında, Ankara Bilgi Yayınevi’nde danışmanlık yapan şair, 1981 yılından sonra İstanbul’da yaşamını sürdürmeye devam etmiştir. Burada Sanat Olayı, Yelken ve Cönk dergilerinin yönetimini üstlenen Attila İlhan, Vatan, Yeni Ortam, Dünya, Demokrat İzmir, Milliyet, Güneş, Cumhuriyet ve Meydan gazetelerinde köşe yazıları kaleme almıştır.

Orhan Kemal Hayatı

Orhan Kemal Kimdir

15 Eylül 1914’te Adana’nın Ceyhan ilçesinde doğdu. 2 Haziran 1970’te yaşamını yitirdi. Toplumsal gerçekçi romanın usta kalemi öykü ve roman yazarı. Asıl ismi Mehmet Raşit Öğütçü. İlk Büyük Millet Meclisi’nde Kastamonu Mebusu olan ve seçildiği Adalet Bakanlığı’ndan 3 gün sonra istifa ettirilip nerdeyse tüm İstiklal Mahkemeleri’nde yargılanan Abdülkadir Kemali Bey’in oğlu. Babasının, 1930’da Ahrar Fırkası’nı kurmak ve gazete çıkarmak yüzünden öldürülme korkusuyla Suriye’ye geçmesi üzerine, ortaokul son sınıfta öğrenimini yarıda bırakmak zorunda kaldı. Bir süre Suriye ve Lübnan’da yaşadı. 1932’de Adana’ya döndü. İşçilik, dokumacılık, ambar memurluğu, katiplik yaptı. 1939’da ilk şiirlerini de yazdığı askerliği esnasında, komünizm propagandası yapmak suçlamasıyla 5 yıl hapse mahkum oldu. Kayseri, Adana ve Bursa cezaevlerinde yattı. Bursa Cezaevi’nde Nâzım Hikmet’le tanışması yaşamının ve yazarlığının dönüm noktası oldu. 1943’te salıverildikten sonra Adana’ya döndü. Amelelik, sebze nakliyeciliği, Adana Verem Savaş Derneği’nde katiplik yaptı. 1950’de İstanbul’a yerleşti, hayatını yazılarıyla kazandı. 1966’da bir lokantadaki konuşmasında komünizm propagandası yaptığı suçlamasıyla yargılandı, beraat etti. Yaşamının son döneminde Bulgaristan ve Romanya Yazarlar Birliği’nin davetlisi olarak, daha çok da tedavi amacıyla Soyfa’ya gitti. 2 Haziran 1970’te Sofya’da tedavi edildiği hastanede beyin kanamasından öldü. İstanbul’da Zincirlikuyu Mezarlığı’nda toprağa verildi.

Hece ölçüsüyle Kayseri Cezaevi’nden yazıp gönderdiği ilk şiiri “Duvarlar” 1939’da Yedigün dergisinde “Reşad Kemal” imzasıyla yayınlandı. “Raşid Kemali” takma adıyla yazdığı şiirler Yedigün ve Yeni Mecmua’da çıktı. İlk romanı “Babaevi”nin bir bölümünü oluşturan “Balık” öyküsü, Yeni Edebiyat dergisinde 1940’ta yayınlandı. Bundan sonra çalışmalarını öyküde yoğunlaştırdı. “Orhan Kemal” adını ilk kez 1942’de “Yürüyüş” dergisinde yayınlanan şiir ve öykülerinde kullandı. Öyküleri, Varlık, Seçilmiş Hikayeler, Yeditepe başta olmak üzere dönemin tüm dergilerinde yer aldı. Gazetelere tefrika romanlar ve film senaryoları yazdı. Geçimini sağlamak, para kazanmak amacıyla durmadan yazdı. “72. Koğuş, Murtaza, Eskici ve Oğulları, Kardeş Payı” adlı eserleri tiyatroya uyarlandı. Doğrudan oyun olarak 1964’te yazdığı tek eseri “İspinozlar”, “Yalova Kaymakamı” adıyla sahnelendi. Öykü ve romanlarında günlük yaşamın değişik yönlerini işledi. Kahramanlarını çoğunlukla sömürülen, yoksul insanlardan seçti. Bu insanların yaşamlarını, sorunlarını, iç dünyalarını yansıtırken kinsiz, sevecen, umutlu bir yaklaşım benimsedi. “Babaevi”nde çocukluk yıllarını, “Avare Yıllar”da gençliğini anlattı. Eserlerinin hemen hepsinde toplumsal yapıdaki çelişkileri ustaca vurguladı. Güçlü gözlem gücüyle, özgün ve yalın anlatımıyla hâlâ çok okunan ve sevilen eserler yarattı. Eselerinde hızlı bir olay akışı ve devingenliğin yanısıra “diyaloglara” ağırlık verdiği dikkat çeker. Sanatının olgun döneminde daha çok Adana yöresindeki toprak ve fabrika işçilerini konu aldı. Çukurova’nın toplumsal ekonomik yapısındaki değişimin yöre halkı üzerindeki etkilerini inceledi. Ailesi 1971’den itibaren adına “Orhan Kemal Roman Armağanı” vermeye başladı.


ESERLERİ

ÖYKÜ:
Ekmek Kavgası 1949, Sarhoşlar 1951, Çamaşırcının Kızı 1952, 72. Koğuş 1954, Grev 1954, Arka Sokak 1956, Kardeş Payı 1957, Babil Kulesi 1957, Dünyada Harp Vardı 1963, Mahalle Kavgası 1963, İşsiz 1966, Önce Ekmek 1968, Küçükler ve Büyükler (ölümünden sonra) 1971.

Öykülerinden yapılan derlemeler Bilgi Yayınevi’nce dört cilt olarak yayınlandı: 1. Yağmur Yüklü Bulutlar 1974; 2. Kırmızı Küpeler 1974; 3. Oyuncu Kadın 1975; 4. Serseri Milyoner/İki Damla Gözyaşı 1976. Arslan Tomson, (ö.s.) 1976; İnci’nin Maceraları (ö.s.) 1979.

ROMAN:
Baba Evi 1949, Avare Yıllar 1950, Murtaza 1952, Cemile 1952, Bereketli Topraklar Üzerinde 1954, Suçlu 1957, Devlet Kuşu 1958, Vukuat Var 1958, Gavurun Kızı 1959, Küçücük 1960, Dünya Evi 1960, El Kızı 1960, Hanımın Çiftliği 1961, Eskici ve Oğulları 1962 ( Eskici Dükkanı adıyla 1970), Gurbet Kuşları 1962, Sokakların Çocuğu 1963, Kanlı Topraklar 1963, Bir Filiz Vardı 1965, Müfettişler Müfettişi 1966, Yalancı Dünya 1966, Evlerden Biri 1966, Arkadaş Islıkları 1968, Sokaklardan Bir Kız 1968, Üç Kağıtçı 1969, Kötü Yol 1969, Kaçak (ö.s.) 1970, Tersine Dünya (ö.s.) 1986.

OYUN:
İspinozlar 1965, 72. Koğuş 1967

ANI:
Nazım Hikmet’le Üç buçuk Yıl 1965

İNCELEME:
Senaryo Tekniği ve Senaryoculuğumuzla İlgili Notlar 1963

RÖPORTAJ:
İstanbul’dan Çizgiler (ö.s.) 1971

ÖDÜLLERİ:

1958 Sait Faik Hikaye Armağanı Kardeş Payı ile
1967 Ankara Sanatseverler Derneği Yılın En İyi Öykücüsü ödülü
1969 Sait Faik Hikaye Armağanı Önce Ekmek ile
1969 Türk Dil Kurumu Öykü Ödülü Önce Ekmek ile

 

Aziz Nesin Kimdir

Aziz Nesin Hayatı

20 Aralık 1915’te İstanbul’da doğdu. İki yıl Darüşşafaka Lisesi’nde öğrenim gördü. Kuleli Askeri Lisesi’ni bitirdi. Kara Harp Okulu ve Askeri Fen Okulu’ndan mezun oldu.

Üsteğmen rütbesindeyken “görev ve yetkisini kötüye kullanmak” suçlamasıyla yargılanıp ordudan uzaklaştırıldı. Bir süre bakkallık yaptı. Ardından gazeteciliğe başladı. Yedigün, Karagöz ve Tan Gazetesi’nde çalıştı.

Cumhuriyet adlı bir magazin dergisi yayınladı. Sabahattin Ali ile birlikte, Marko Paşa, Malum Paşa, Merhum Paşa, Alibaba mizah dergilerini çıkardı. 1951’de bir kitapçı dükkanı, ardından bir fotoğraf stüdyosu açtı.

1954’ten itibaren Akbaba mizah dergisinde takma isimlerle mizah öyküleri yazdı. Yazın yaşamı boyunda 100’ün üzerinde takma isim kullandı. Kemal Tahir’le birlikte Düşün Yayınevi’ni kurdu.Yeni Gazete, Akşam ve Tanin’de köşe yazıları yazdı. Yazarlığı, Öncü, Yeni Tanin ve “Ustura” isimli bir mizah eki de hazırladığı Günaydın gazetesinde sürdürdü.

1962’de Zübük isimli mizah dergisini çıkardı. 1963’te yayınevinin yanmasının ardından sadece yazmaya başladı. 1972’de Çatalca’da kimsesiz çocukların eğitimini gerçekleştirmeyi amaçlayan Nesin Vakfı’nı kurdu.

Kitaplarının tüm gelirini bu vakfa bağışladı. 1976-1980 arasında her dalda edebiyat ödülleri veren Nesin Vakfı Edebiyat Yıllığı’nı çıkardı. 1979’da seçildiği Türkiye Yazarlar Sendikası Başkanlığı görevini yıllarca sürdürdü. Sadece Türk edebiyatının değil dünya mizah edebiyatının da sayılı isimleri arasında yeraldı.

6 Temmuz 1995 tarihinde yaşamını yitirdi. Öykülerinde Türk toplumunu ayrıntılarıyla yansıtır. Anlatımında halk edebiyatının ana öğelerinden yararlanır. Yer yer masal temasıyla ve mizah aracılığıyla günlük olayları, toplumsal aksaklıkları eleştirir. Türk edebiyatında çağdaş mizah yazarlığı tekniklerini geliştiren, genç mizah yazarlarının doğmasına yolaçan yazardır.

 

Şevket Rado Hayatı

Şevket Rado Kimdir

1913 yılında Radovişte’de doğdu (Yugoslavya).Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ ni bitirdi (1936), Akşam Gazetesi’nde 25 yıl fıkra yazarlığı yaptı (1934-1960), sonra Resimli Hayat, Hayat, Ses, Resimli Roman gibi dergilerin sahibi ve yöneticisi oldu. 50 yıllık gazetecilik hizmetinden dolayı 1987 Burhan Felek Ödülü’ ne layık görüldü.9 Nisan 1988 tarihinde öldü.

ESERLERİ
Sanat hayatına şiirle başlamıştı, Şevket Hıfzı imzasıyla Varlık dergisinde (1933/34) yayımlanmış bu şiirlerini yıllar sonra şairliğinin tarihçesini ve şiirleri üzerine yazılmış eleştirileri de ekleyerek Şiirler (1970) kitabında topladı. Dergilerine yazdığı, deneme benzeri sohbetlerini Eşref Saat (1956), Ümit Dünyası (1957), Hayat Böyledir (1962), Aile Sohbetleri (1967), Saadet Yolu (1981) kitaplarında bir araya getirdi. 50. Yılında Sovyet Rusya (1968) kitabı da gezi notlarından oluştu.

 

Refik Halit Karay Hayatı

Refik Halit Karay Kimdir

İstanbul‘da doğmuştur (1888). Mudurnu’dan İstanbul’a göç etmiş Karakayış ailesine mensup Maliye Başveznedarı Mehmed Halit Bey’in oğlu olan Karay, Veznecilerdeki Şemsü’l Maarif ve Göztepe’deki Taş Mektep’te okumuş, bu arada özel dersler almıştır. Galatasaray’a devam etmiş (1900-1906), ancak okulu bitirememiştir. Mekteb-i Hukuk’a girmiş (1907), bir yandan da Maliye Nezareti’nde Devair-i Merkeziye kaleminde katiplik yapmıştır. Meşrutiyet’in ilanından sonra öğrenimini ve katipliği bırakarak gazeteciliğe başlamıştır (1908). Önce gündelik Servet-Fünun’da, sonra Tercuman-ı Hakikat’ta çevirmen ve yazar olarak çalışmıştır (1909). Son Havadis adıyla, ancak iki hafta çıkabilen bir gazete kurmuştur (1909). Hurriyet ve İtilaf Fıkrası’nın iş başına geldiği sırada Altıncı Belediye Dairesi Başkatibi olmuş (1912), İttihat ve Terakki İktidarınca Mahmut Şevket Paşa’ya suikast olayının ardından muhalefeti tuttuğu gerekçesiyle Sinop‘a sürülmüştür (1913). Oradan Çorum‘a, Bilecik‘e ve Ankara‘ya nakledilmiştir (1913-1918). Ziya Gökalp ve Ömer Seyfettin‘in çabalarıyla İstansul’a dönmüş (1918), Robert Kolej‘de Türkçe öğretmenliği yapmıştır. Mütareke’de yeniden siyasal atılmış, Hürriyet ve İtilaf Fıkrası Genel Merkez üyesi olmuştur. Sabah gazetesinin başyazarı olmuş, Alemdar ve Peyam-ı Sabah gazetelerinde yazmıştır. Damat Ferit Paşa hükümeti döneminde Posta-Telgraf Umum Müdürü atanmıştır(1919).
Kurtuluştan sonra Milli mücadele’ye karşı olan yazıları yüzünden Yüzellilikler listesi alınmış ve yurdu terketmek zorunda kalmıştır (1922). Beyrut ve Halep’de onbeş yıl bir sürgün ve gurbetlik yaşamı olmuş, Halep‘te yayımlanan Doğruyol( 1924) ve Vahdet (1928) gazetelerinin yönetimini üstlenmiştir. Kabul edilen af kanunuyla yurda dönmüş (1938), yeniden gazeteciliğe başlamış, ancak yaşamın sonuna kadar politikaya girmemiştir.

Yüzellilikler’in affının doğrudan doğruya Refik Halid sayesinde olduğunu ima eden Yakup Kadri, bizzat Atatürk’ün öykülerini ve yazılarını çok sevdiği Karay’ın yurda dönmesinin sağlanmasını istemiş ve bir toplantıda içişleri Bakanı Şükrü Kaya‘ya “Ne yapacaksak yapalım, onun bir an evvel memlekete dönmesinin çaresine bakalım” demiştir.Şükrü Kaya yazarın bir sınır karakoluna teslim olması, oradan “nezaketle Ankara’ya gönderilmesi yolunda bir çözüm bulmuş, ancak Refik Halid bu çözümü kabul etmeyince, af yoluna gidilmiştir.
Yaşamını kalemiyle kazanan Karay, İstanbul‘da ölmüştür (1965).

Yazın Yaşamı
Yakup Kadri’nin “uzaktan uzağa Aşk-ı Memnu’daki hoppa ve züppe Behlül’ü andırır halleri” olduğunu söylediği Refik Halid, ilk yazılarını gündelik Servet-i Fünun’da yayımlamış, Fecr-i Ati topluluğuna katılmıştır. Yakup Kadri’nin Nirvana adlı tek perdelik oyunu yayımladığı 1909 yılında Refik Halid de Zend Avesta başlığı altında yazdığı bir dizi düzyazı ile dikkat çekmiştir. Karaosmanoğlu, bu yazılar için şunları söylemektedir: “Refik Halid o yazılarında alışılmış nesir temlerinden hiç birine yer vermemekte, hep cansız şeylerden canlı varlıklar gibi bahsedip durmakta idi. Çok şahsiyetli bir üslubu da vardı ve bunda Edebiyatı Cedide’nin allı pullu süslerinden hiçbir iz gözükmüyordu. Refik Halit bununla kalmıyor, gayet sade bir konuşma türkçesiyle yazıyordu.
Ittihat ve Terakki iktidarını eleştirdiği gönderildiği sürgün yıllarında edindiği Anadolu İzlenimlerini dili getirdiği Memleket Hikayeleri’ni Ziya Gökalp’ın yönettiği Yeni Mecmuada yayımlamıştır (Ocak-Ekim 1918). Bu öyküler, Millî Edebiyat ve Sade Lisan akımlarının genişletip benimsenmesinde önemli bir rol oynamıştır.
Gazeteciliğe hiç ara vermeyen Karay, yurt dışında gitmek zorunda kaldığı sürgün yıllarında ise Gurbet Hikayeleri’ni yazmıştır (Tan gazetesinde yayımı Aralık 1938-Nisan 1939).